ABD Başkanı Donald Trump, İran‘a anlaşma yapılması için büyük fırsat verdiğini ancak İran’ın bunu değerlendirmediğini söyledi. Trump, İran’a karşı ekonomik bir savaş başlatıldığını duyurdu.
Trump, “Bu eşi benzeri görülmemiş ölçekte izolasyon ve ekonomik savaş olacak.” dedi.
Trump, finans kuruluşlarının, şirketlerin, havalimanlarının veya devlet kurumlarının İran’a herhangi bir şekilde can simidi olmasına izin veren her ülkenin de ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacağını belirtti.
Trump paylaşımında, “Donanmaları yok edildi, hava kuvvetleri imha edildi, askeri fabrikaları artık birer enkaz, para birimleri değersiz ve ülkeleri pamuk ipliğine bağlı. Petrol kaçakçılığı, takas hatları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri, paravan şirketler. Bunların hepsinin şimdi durması gerekiyor.” diye konuştu.
ABD’NİN STRATEJİSİ İŞE YARAR MI?
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusunda elindeki askeri seçenekler sınırlı bu nedenle ekonomik baskıyı artırma yöntemini seçti.
Amerikan New York Times gazetesinde yayımlanan analizde İran’ın ABD’nin ekonomik baskısına ne kadar dayanabileceği mercek altına alındı.
Çin gibi İran’dan petrol satın alan ülkelere yaptırım uygulanmaya başlanabileceğine veya finansal işlemlere ilişkin ilave cezalar uygulanabileceğine dikkat çekildi.
1979’DAN BERİ ABD YAPTIRIMLARI VAR
Gazete bu önlemlerin ne kadar işe yarayacağını şüpheli olduğu yorumuna yer verdi. İran’ın, 1979’dan beri ABD yaptırımları altında olduğu hatırlatıldı. İran’ın ekonomisinin ABD’den gelen baskıyla şekillendiğinin altı çizildi.
İran’ın ABD’nin yaptırımlarını Çin ve Rusya’ya ucuza petrol satarak aşmaya çalıştığına vurguda bulunuldu. Çin’in İran’dan satın aldığı petrolü, ABD yaptırımlarının kıskacına girmeyecek küçük rafinerilerde değerlendirdiği belirtildi.
İran’ın petrolünü satabilmek için kaçakçılık ağlarını genişleterek gölge bir filo oluşturduğu da hatırlatıldı.
Petrolü mal karşılığında takas ederek sanayi sektörünü geliştirdiği, ithalatını ve dolar kullanımını ise büyük ölçüde azalttığı belirtildi.
Savaş ve Amerikan ablukasından bu yana İran’ın, petrolünün bir kısmını kara ve demir yoluyla naklettiğine de dikkat çekildi.
“İRAN, ATEŞKES DÖNEMİNDEN FAYDALANDI”
İran’ın Haziran ayında Amerika Birleşik Devletleri ile mutabakat zaptı imzalandıktan sonraki sakin dönemi de titizlikle değerlendirdiği belirtildi.
İran’ın abluka öncesinde boğazın dışında satmaya hazır beklettiği petrolü bulunduğuna dikkat çekildi. Mutabakat zaptının hemen ardından İran’ın 80 milyon varil petrol ihraç ederek depolama üzerindeki baskıyı hafiflettiği vurgulandı.
İran’ın yükselen petrol fiyatları sayesinde, bu yılki petrol satışlarından öngörülenden daha çok gelir elde ettiğinin de altı çizildi.
Bu veriler dikkate alındığında ABD’nin öngördüğü gibi İran’ın ekonomisindeki çöküşten dolayı teslim olmasının zor olduğu vurgulandı.
İran uzmanı Veli Nasr’a göre İran için seçenekler tam teslimiyet ile sonuna kadar mücadele arasında değişiyor. Nasr, “Onlar, daha iyi bir anlaşma elde etmenin tek yolunun, şimdiki bedelleri göze alıp küresel ekonomiyi ve Trump’ı köşeye sıkıştırmak olduğuna inanıyorlar.” dedi.
60 GÜNLÜK SÜRE SONA ERMİŞTİ
İran ile ABD arasında savaşı sona erdirmek amacıyla 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptı, taraflara nihai bir barış anlaşmasına varabilmeleri için 60 gün süre tanıyordu.
Mutabakat, İran’ın nükleer programı ve ABD yaptırımlarını kapsayacak daha geniş bir anlaşma için müzakere süreci öngörüyordu.
Ancak anlaşma, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticareti açısından kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle kısa sürede çözülmeye başlamıştı.
Sürenin sona ermesinin ardından ABD, geçici ateşkes anlaşmasının süresini uzatmayacaklarını duyurmuştu.





