
Yüz yüze tanışmaların azalması, ekonomik belirsizlik, değişen beklentiler ve dijital flört kültürü, gençlerin ilişki kurmasını her zamankinden daha zor hale getiriyor. Araştırmalar, insanların aşktan vazgeçmediğini; ancak aşka ulaşan yolların giderek tıkandığını gösteriyor.
ABD‘de 25-34 yaş grubunda evli ya da birlikte yaşayanların oranı 1980-2022 döneminde üniversite mezunları arasında yaklaşık 10, üniversite diploması olmayanlarda ise 20 puandan fazla geriledi. Hiç evlenmemiş 40 yaş altı bekarların yüzde 42’si hayatında daha önce ciddi bir ilişki yaşamadığını belirtirken, 2025 tarihli YouGov araştırmasına göre ilişkisi olmayanların yüzde 69’u ya hiç buluşmaya çıkmıyor ya da bunu çok nadiren yapıyor.
CİNSEL YAKINLIK DA AZALIYOR
İlişkilerdeki gerileme yalnızca evlilik rakamlarına yansımıyor. JAMA Network Open’da yayımlanan araştırmaya göre, 25-34 yaşındaki erkeklerde son bir yıl içinde hiç cinsel ilişki yaşamadığını söyleyenlerin oranı 2000’li yılların başındaki yüzde 7 seviyesinden 2016-2018 döneminde yüzde 14,1’e yükseldi. Aynı yaş grubunda haftada en az bir kez cinsel ilişki yaşadığını belirten erkeklerin oranı ise yüzde 65,3’ten yüzde 50,3’e geriledi. Benzer eğilim kadınlarda da görüldü.
Buna rağmen Atlantic dergisinin derlediği araştırmalar, gençlerin büyük çoğunluğunun hâlâ uzun süreli bir ilişki ve hayat arkadaşlığı istediğini ortaya koyuyor. Sorun, aşkın değerini yitirmesi değil; insanların birbirine ulaşmasını sağlayan sosyal mekanizmaların zayıflaması.
TESADÜFİ TANIŞMALAR AZALIYOR
Geçmişte insanlar eşleriyle çoğunlukla okulda, iş yerinde, mahallede, arkadaş çevresinde ya da sosyal etkinliklerde tanışıyordu. Günümüzde ise uzaktan çalışma, çevrim içi alışveriş, eve teslim hizmetleri ve dijital eğlencenin yaygınlaşması, insanların daha az sosyalleşmesine neden oluyor.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, bir gün içinde yüz yüze veya uzaktan sosyalleşenlerin oranı 2014’te yüzde 38 iken 2024’te yüzde 30’a düştü. Günlük sosyalleşme süresi de ortalama 43 dakikadan 35 dakikaya geriledi.
Bu boşluğu ise flört uygulamaları doldurdu. Stanford Üniversitesi’nin araştırmasına göre ABD’de çiftlerin yüzde 39’u 2017 itibarıyla internette tanışırken, bu oran 2009’da yüzde 22 seviyesindeydi.
Ancak uygulamalar tanışma imkanını artırsa da güven duygusunu güçlendirmedi. Profil hazırlamak, fotoğraf seçmek, yüzlerce kişi arasında eleme yapmak, uzun mesajlaşmalar yürütmek ve buluşma planlamak, flörtü doğal bir süreçten çıkarıp planlanması gereken ikinci bir işe dönüştürdü.
KADINLAR VE ERKEKLER FARKLI SORUNLAR YAŞIYOR
Pew Research Center araştırmasına göre, son bir yıl içinde flört uygulaması kullanan kadınların yüzde 54’ü aşırı mesaj almaktan bunaldığını söylerken, erkeklerin yüzde 64’ü yeterince ilgi görmediğini ve bunun özgüvenlerini olumsuz etkilediğini ifade etti.
Aynı araştırmada uygulama kullananların yaklaşık yüzde 90’ı karşılaştıkları kişiler nedeniyle en az zaman zaman hayal kırıklığı yaşadığını belirtti.
Kadınlar açısından güvenlik de önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Flört uygulaması kullanan 50 yaş altındaki kadınların yüzde 66’sı istenmeyen cinsel içerik, ısrarlı mesaj, hakaret veya tehdit gibi olumsuz davranışlarla karşılaştığını, yüzde 56’sı ise istemediği halde cinsel içerikli fotoğraf ya da mesaj aldığını bildirdi.
Temmuz 2026’da yayımlanan ve 27 araştırmayla 21 bin 263 kişiyi kapsayan meta-analiz de kaydırma temelli flört uygulamalarının duygusal sıkıntı, beden algısı sorunları ve kontrolsüz kullanım davranışlarıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Ancak araştırmacılar, bu ilişkinin neden-sonuç bağlantısını henüz kanıtlamadıklarını özellikle vurguladı.
EKONOMİK BELİRSİZLİK İLİŞKİLERİ ERTELİYOR
Modern flört yalnızca duygusal değil, ekonomik açıdan da daha maliyetli hale geliyor. Ulaşım, restoran, etkinlikler, kişisel bakım ve uygulama abonelikleri ilişki kurmanın maliyetini artırıyor.
“Making (Enough for) Love” başlıklı uzunlamasına araştırma, yüksek gelirli bekarların daha mutlu olmadığını ancak ilişkiye başlamaya kendilerini daha hazır hissettiklerini ve sonraki dönemde partner bulma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu gösterdi.
Uzmanlara göre geçmişte evlilik ekonomik güvenceye birlikte ulaşmanın bir yolu olarak görülürken, bugün giderek ekonomik istikrar sağlandıktan sonra gelen bir hedefe dönüştü. Düzenli iş, gelir, ev ve kariyer planları tamamlanmadan ilişki kurmak birçok genç için daha riskli algılanıyor.
BEKLENTİLER DEĞİŞTİ
İlişkilerdeki dönüşümün önemli nedenlerinden biri de değişen toplumsal roller. Kadınların ekonomik bağımsızlığının artmasıyla birlikte evlilik zorunluluk olmaktan çıkarken, partner seçimindeki beklentiler de yükseldi.
Araştırmalar, birçok kadının artık yalnızca ekonomik güvence sağlayan değil; ev işlerini ve çocuk bakımını paylaşan, duygularını açıkça ifade edebilen ve eşit bir ilişki kurabilecek bir partner aradığını gösteriyor.
Ortaya çıkan tablo, insanların sevgiden vazgeçtiğini göstermiyor. Tam tersine çoğu kişi hâlâ kalıcı bir ilişki ve hayat arkadaşlığı istiyor. Ancak yüz yüze tanışma fırsatlarının azalması, ekonomik güvensizlik, dijital flört kültürünün yarattığı yorgunluk ve değişen beklentiler, ilişki kurmayı geçmişe kıyasla çok daha zor hale getiriyor.
Kısacası sorun aşkın bitmesi değil; aşkın filizlenmesini sağlayan sosyal, ekonomik ve kültürel altyapının giderek zayıflaması.
Odatv.com






