YÖN/FİKRET BİLÂ
Çerçeve yasanın Meclis’te görüşülmesi sürecinde DEM Parti sözcüleri Atatürk karşıtlığını öne çıkaran konuşmalar yaptılar.
DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan konuşmasında “yüz yıllık mesele” “yüz yıllık zincir” “yüz yıllık kısır döngü” gibi ifadeler kullanarak Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu karşı bir tutum aldı.
Aynı duruş Eş Başkan Tulay Hatimoğulları’nın televizyon söyleşişinde de vardı.
PKK’lı teröristlerin silah bırakmaları, dağdan inmeleri, Avrupa’dan ülkeye dönmeleri DEM sözcüleri tarafından Atatürk’e karşı kazanılmış bir zafer gibi sunuluyor.
Atatürk, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı verirken de sonrasında da etnik bir ayrımcılık yapmamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra yaptığı “Türk Milleti” tanımını anımsayalım:
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir”
Bu tanımdaki “Türk Milleti” etnik bir tanım değildir.
Bir üst kimlik tanımıdır.
Lozan Antlaşması’nda da 1924 Anayasası’nda da etnik bir tanım, Kürtler aleyhine bir hüküm yoktur.
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni eşit vatandaşlık ilkesi üzerine kurmuştur, hiçbir ayırım yapmamıştır.
Gerçek buyken şimdi DEM Parti sözcülerinin Atatürk’ü hedef alan sözlerinin anlamı nedir?
Çerçeve yasasının çıkarılmasını bir zafer olarak gören DEM Partililerin söylemi asıl dertlerinin Atatürk’ün kurduğu üniter, ulus devlet olduğunu dışa vuruyor.
Bu yaklaşım ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın ulus devlete karşı çıkan sözleriyle örtüşüyor.
Barrack da hem ulus devleti hem demokrasiye bölge ülkelerine çok gören bir konuşma yapmıştı.
Çerçeve yasayı bir başlangıç olarak niteleyen DEM Parti’nin bundan sonraki süreçte ne gibi talepleri gündeme getireceği önem taşıyor.
O aşamaya gelindiğinde terör örgütü PKK-KCK ve DEM Parti’nin neler istediğini öğrenmiş olacağız.
PKK-KCK ve DEM parti’nin Atatürk’e, Lozan Antlaşmasına, 1924 Anayasası’na karşı duruşlarından bir sonuç almaları mümkün değildir.
Halk Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerine karşı girişimlere onay vermez.
Tıpkı 2013-2015 süreci sonunda yapılan seçimlerde sandıkta verdiği gibi yanıt verir.
Çerçeve yasa sürecinin varacağı noktanın bir anayasa değişikliği ve erken seçim kararı olacağı da açıkça görülüyor.
İktidarın bu süreci başlatmadaki temel hedeflerinden biri DEM Parti’yi muhalefetten koparıp yanına çekmek.
İktidarın istediği anayasa değişikliği ve/veya erken seçim kararına destek vermesini sağlamak.
İktidar hem önümüzdeki seçimleri kazanmayı hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olması seçilmesini sağlamayı hedefliyor.
Ana muhalefet konumundaki Yeni Parti’nin bu gerçeğin üzerinde durması gerekir.





