Avrupa Merkez Bankası (ECB) ekonomistleri, yapay zeka yatırımlarının beklentileri eksiksiz karşılasa dahi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) teknoloji hisselerinde keskin bir düzeltmenin kaçınılmaz olduğunu bildirdi.
Euro Bölgesi yatırımcılarının ABD teknoloji devlerinde tuttuğu milyarlarca euroluk sermaye, piyasalarda yaşanabilecek olası bir sarsıntının kıtada büyük bir finansal istikrar krizine zemin hazırlayabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, mevcut piyasa değerlemeleri mantıklı temellere dayansa bile ciddi bir geri çekilmenin kapıda olduğunu vurguluyor.
440 MİLYAR EUROLUK DEV KIRILGANLIK

Euro Bölgesi hanehalklarının ağırlıklı olarak fonlar aracılığıyla ABD teknoloji hisselerinde yaklaşık 440 milyar euroluk yatırımı bulunuyor. Bununla birlikte bölgedeki sigorta şirketleri ve emeklilik fonları da “Muhteşem Yedili” adıyla bilinen küresel teknoloji devlerine yüksek oranlarda kaynak aktarmış durumda.
ABD ve Euro Bölgesi hisse senedi piyasalarının geçmişten bu yana yüksek korelasyon sergilemesi, Wall Street’teki olası ani düşüşler karşısında Avrupalı yatırımcıları son derece savunmasız bırakıyor. Öte yandan teknoloji ağırlıklı Nasdaq 100 endeksi, geçtiğimiz ay yoğun satış dalgasıyla karşılaşmış ancak toparlanarak yeniden rekor seviyelerine yaklaşmıştı.
TARİHSEL BALONLARLA ÇARPICI BENZERLİK
Günümüzdeki yapay zekâ yatırım dalgası; 19. yüzyıldaki demiryolu yatırımları, 1920’lerde elektrik ile radyonun yaygınlaşma süreçleri ve 2000’lerin başındaki dot-com dönemiyle büyük benzerlikler gösteriyor.
Dönüştürücü nitelikteki teknolojileri entegre eden şirketlerin piyasa değerleri, geçmişte önce güçlü bir ivmeyle tırmanmış, ardından sert düşüşlere sahne olmuştu. Yeni teknolojilerin ekonomik yansımalarının başlangıçta öngörülemez olması, Nvidia gibi öncül şirketlerin yatırımcılar açısından yüksek kazanç ihtimalinin yanı sıra büyük zarar riskleri barındırmasına yol açıyor. Erken aşamada ortaya çıkan bu durum, şirketlerin fiyat/kazanç oranlarını yukarı taşıyor.
SİSTEMİK RİSK EKONOMİNİN GENELİNE YAYILIYOR

Teknoloji olgunlaşıp ekonominin tabanına yayıldıkça, barındırdığı risk tek bir tüzel kişiliğe bağlı olmaktan çıkıp tüm sistemi tehdit eder hale geliyor. Bu aşamada beliren aksaklıklar, yalnızca birkaç firmayı değil genel ekonomik yapıyı sarsıyor.
Çeşitlendirme yöntemiyle ortadan kaldırılamayan bu sistemik risk, yatırımcıların daha yüksek risk primi talep etmesine neden oluyor. Artan risk primi, yapay zeka şirketlerinin karlılıkları artsa bile hisse değerlemelerinin gerilemesine yol açabiliyor. Dolayısıyla yapay zekanın operasyonel başarı yakalaması, teknoloji hisselerinde kalıcı bir yükselişi garanti etmiyor.
Piyasadaki aşırı güven ve iyimserlik havası hisseleri gerçek değerinin çok üstüne taşıyabilirken, güven sarsılması durumunda yaşanacak düşüş çok daha yıkıcı olabiliyor. Uzun vadede yapay zekanın dönüştürücü gücü sayesinde hisselerin yeniden yükselme ihtimali bulunsa da, mevcut döngünün hangi aşamada olduğu ancak geriye dönük olarak kesinleşebiliyor.






