
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, 18 Ağustos’ta Belgrad’da inşası devam eden Tirsova 2 Çocuk Hastanesi’ni ziyaret etti. Burada açıklamalarda bulunan Vučić, Kosova‘nın bağımsızlığının Sırbistan’a zorla dayatıldığını savunarak, Mitroviça’daki İbar Köprüsü’nün yeniden trafiğe açılması ihtimaline tepki gösterdi.
Mitroviça kentini Arnavut ve Sırp bölgeleri olarak ikiye bölen İbar Nehri üzerindeki tarihi köprünün trafiğe açılması için NATO bünyesindeki Kosova Barış Gücü’nün (KFOR) hazırlık yaptığına ilişkin gelişmeleri değerlendiren Vučić, söz konusu adımın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Vučić, köprünün açılmasına ilişkin planın sorumluluğunu KFOR Komutanı Tümgeneral Özkan Ulutaş’a yükleyip, Türk komutanı hedef aldı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye mektup göndereceğini açıklayan Vucic, şunu kaydetti:
“Bunu yapan bir Türk, KFOR komutanı. Bugün Mark Rutte’ye yazacağım. Mektubuma yanıt vermesini ve bunu yapmaması yönündeki talebimi kabul etmesini umuyorum. Bunu bugün ya da yarın yapacağım. Bu benim için büyük bir utanç ve hayal kırıklığı. Bu durum, saflarına bir huzursuzluğun girdiğini, Sırbistan’ı bağımsız bir Kosova’yı kabullenmeye nasıl zorlayacaklarını bilemediklerini gösteriyor. Halkımıza yardımcı olmak için elimizden geleni yapacağız. Dünyada işler yavaş yavaş değişiyor ancak beklediğimiz kadar hızlı değil. Koskoca bir halk her gün taciz ediliyor ve ata topraklarından sürülüyor. Yanıtlarının ne olacağını göreceğiz”
Vučić, Sırbistan Genelkurmay Başkanı Milan Mojsilović’in de KFOR Komutanı Özkan Ulutaş ile gerçekleştirdiği görüşmenin oldukça kötü geçtiğini belirtti. Söz konusu görüşmenin ilk kez bu şekilde sonuçlandığını ifade eden Vučić, “Bu durum ilk kez yaşandı. Sürecin nasıl gelişeceğini göreceğiz” dedi.
VUCİC’İN KORKUSU… İBAR NEHRİ’NİN TARİHİ
Kosova’nın Mitroviça kentinde bulunan İbar Köprüsü, kentin kuzey ve güney yakalarını birbirinden ayıran en önemli sembollerden biri. Mitrovica Köprüsü, İbar Nehir Köprüsü, Yeni Köprü veya Austerlitz Köprüsü olarak da anılan yapı, Kosov’’daki etnik ve siyasi bölünmüşlüğün simgesi haline gelmiş durumda.
Köprünün güneyinde çoğunlukla Kosovalı Arnavutlar, kuzeyinde ise Kosovalı Sırplar yaşıyor. İbar Nehri’nin iki yakası arasındaki bu ayrışma, kentte adeta ülke içinde ayrı bir siyasi ve toplumsal yapı oluşmuş görüntüsü veriyor.
BÖLÜNMÜŞLÜĞÜN SEMBOLÜ HALİNE GELDİ
Mitroviça’nın bugünkü bölünmüş yapısının temelleri 1998-1999 Kosova Savaşı sırasında atıldı. Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ordusunun (Sırbistan) bağımsızlık isteyen Kosova Kurtuluş Ordusu’na (UÇK) ve bu örgütün yanında yer alan milis güçlerine karşı yürüttüğü operasyonların ardından NATO müdahalede bulundu.
Savaşın ardından Mitroviça, Arnavutlar ve Sırplar arasındaki ayrışmanın en görünür olduğu kentlerden biri haline geldi. İbar Nehri ise bu ayrışmanın fiziksel sınırına dönüştü.
2000-2001 yıllarında köprü, Fransız hükümetinin finansmanıyla kapsamlı bir şekilde yenilendi. Yaklaşık 100 metre uzunluğundaki köprüde orta ayağın genişletilmesi, beton tabliyenin ve kaldırımların yeniden inşa edilmesi, mesnetler ile genleşme derzlerinin değiştirilmesi gibi yapısal çalışmalar yapıldı.
Bunun yanı sıra köprüye seyir noktaları yerleştirildi, aydınlatma sistemi kuruldu, kıyıya erişim merdivenleri ve iki dekoratif kemer inşa edildi.
Mitrovica Köprüsü’nün yeniden inşası için ihale Freyssinet şirketine verildi. İhale şartnamesinde, köprünün yeniden inşasında Arnavut ve Sırplardan eşit oranda oluşan çok etnikli bir ekibin çalıştırılması şartı yer aldı. Eylül 2000’de Kosova’dan eşit sayıda Arnavut ve Sırp olmak üzere 61 işçi seçildi.
Proje müdürlüğünü Pierre Lottici yürüttü. UNMIK Ortak Geçici İdari Yapılanması’nın (JIAS) bir birimi olan Ulaştırma ve Altyapı Departmanı ise köprü sözleşmesini denetledi.
Haziran 2001’in sonunda tamamlanan ve nihai maliyeti 3 milyon Alman Markı olan köprü, Mitroviça Belediyesi’ne devredildi.
İBAR ÜZERİNDEKİ ANA GEÇİŞ
Yeni Köprü, Mitroviça da İbar Nehri üzerinde bulunan üç köprüden biri. Diğer iki köprüden biri demiryolu istasyonuna ulaşımı sağlarken, terk edilmiş durumdaki diğer demiryolu köprüsü ise yalnızca seyrek kullanılıyor.
Yeni Köprü ise kentin iki yakası arasında yayalar için ana geçiş noktası olmayı sürdürüyor.
Köprü, Fransız başkenti Paris’teki Viaduc d’Austerlitz’e benzerliği nedeniyle Mitroviçalılar ve Kosova Barış Gücü (KFOR) askerleri tarafından sıklıkla “Austerlitz Köprüsü” olarak da adlandırılıyor.
2012 yılından bu yana köprünün kuzey ve güney uçlarında, bölgede barış ve istikrarı korumak ve yasa dışı faaliyetleri caydırmak amacıyla KFOR-MSU’ya bağlı İtalyan Carabinieri birlikleri 24 saat devriye görevi yürütüyor.
NEDEN TARTIŞMA YARATTI
İbar Köprüsü’nün yeniden araç trafiğine açılması uzun süredir Kosova yönetimi ile uluslararası aktörler arasında tartışma konusu.
2025 yılında uluslararası toplumun İbar Köprüsü’nün yeniden açılmasına karşı çıkmasının ardından Kurti hükümeti, Mitroviça’daki İbar Nehri üzerinde iki yeni geçiş noktası inşa etmek için harekete geçti.
Temmuz ayında temelleri atılan projeler yaklaşık iki ay içinde tamamlandı. İbar Köprüsü’nün batısında araç ve yayaların kullanımına açık bir köprü, doğusunda ise yalnızca yayaların geçebileceği bir geçit inşa edildi.
Yerel yönetim tarafından geniş çapta tanıtılan batıdaki köprü, Güney Mitroviça Belediye Başkanı tarafından “Albin’in Köprü’sü” olarak adlandırıldı.
İbar üzerindeki iki yeni köprünün toplam maliyetinin yaklaşık 3 milyon Euro olduğu ve projelerin Kosova hükümetinin altyapı bütçesinden finanse edildiği belirtildi. Mevcut raporlara göre AB veya ABD gibi uluslararası donörler projelere finansman sağlamadı.
Kosova yönetimi bu projelerle, onlarca yıldır devam eden bölünmüşlüğün ardından Güney ve Kuzey Mitroviça arasındaki ulaşımı güçlendirmeyi ve Arnavut ile Sırp toplulukları arasındaki hareketliliği artırmayı hedefliyor.
SIRPLAR NEDEN KARŞI
Sırp yetkililer, İbar üzerindeki yeni geçişlerin açılmasını güvenlik tehdidi olarak görüyor. Sırp tarafı, yeni köprülerin Kuzey Mitroviça’ya daha fazla etnik Arnavut’un yerleşmesini teşvik edebileceğini ve bir asimilasyonun yaşanabileceğini savunuyor.
Haziran ayında Avrupa Birliği, kentte araç geçişine kapalı olan ana köprünün yük taşıma kapasitesini test etmişti. AB’nin Priştine’deki ofisi de o dönemde Kosova Başbakanı Albin Kurti’ye tek taraflı adımlardan kaçınması çağrısında bulunmuştu.
Ofis BIRN’e yaptığı açıklamada, “AB, köprünün geleceği konusunda Kosova’daki uluslararası ortaklarıyla yakın koordinasyon içindedir” dedi.
Açıklamanın devamında ise, “Bu süreçte Kosova yetkililerini, bitişikteki köprülerin inşası da dahil olmak üzere koordinasyonsuz her türlü eylemden kaçınmaya çağırıyoruz. Belgrad-Priştine diyaloğu sürecindeki köprüyle ilgili olanlar da dahil olmak üzere tüm anlaşmalar tam olarak uygulanmalıdır” ifadelerine yer verildi.
Temmuz ayında Kosovalı Sırplar, Kuzey Mitroviça’daki Belgrad destekli Srpska Lista partisinin ofisi önünde toplanarak, kentin Sırp çoğunluklu kuzeyi ile Arnavut çoğunluklu güneyini birbirine bağlayan iki yeni köprünün inşasına karşı imza kampanyası başlatılması çağrısında bulundu.
Kosova Polisi Kuzey Bölge Emniyet Müdür Yardımcısı Veton Elshani de kamuoyuna köprü konusunda “dikkatli olmaya ve nefreti körüklememeye” çağrısında bulundu.
Elshani, köprünün sembolik bir eylemden ziyade yalnızca “araçların ve insanların geçişi için bir köprü” olduğunu vurgulayarak, “Buraya gelip kışkırtıcılık yapmaya gerek yok; aynı mesajı kuzeye de ilettik, böylece endişelenmesinler çünkü biz herkesin güvenliği için buradayız” dedi.
Ancak Sırbistan Hükümeti Kosova Ofisi Direktörü Petar Petkovic, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Kurti’nin köprüsünün hukuksuz bir şekilde açılması, Kosova’nın kuzeyinde barışı doğrudan dinamitleyen yeni bir gerilimi tırmandırma hamlesidir” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE NEDEN HEDEF
Kosova, 2008 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan ederken Türkiye, ülkenin bağımsızlığını tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldı. İki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca diplomatik düzeyde değil, tarihsel, kültürel ve ekonomik bağlar üzerinden de şekilleniyor.
Yaklaşık 1,5 milyon nüfusa sahip Kosova’da, “genellikle ikamet eden nüfus” ölçümüne göre 19 bin 419 Türk vatandaşı bulunuyor.
Kosova’nın resmi dilleri Arnavutça ve Sırpça olsa da Türkçe, bazı belediyelerde resmi dil statüsüne sahip. Aralık 2010 itibarıyla Prizren, Mamuşa, Gilan, Mitroviça, Priştine ve Vıçıtırın belediyelerinde Türkçe resmi dil statüsü kazandı.
Kosova Anayasası’nın 5. maddesinde de Türkçe, Boşnakça ve Romcanın belediye seviyesinde resmi statüye sahip olabileceği belirtiliyor. Maddede, “2. Türkçe, Boşnakça ve Romca, belediyeler seviyesinde resmi statüye sahiptir veya yasaya uygun şekilde herhangi bir seviyede resmî kullanımda olacaklardır” ifadesi yer alıyor.
TİCARETTE TÜRKİYE ETKİSİ
Türkiye-Kosova ilişkilerinde ticaret de önemli bir yer tutuyor. Kasım 2025 verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 945,5 milyon avroya ulaştı. Kosova’nın 2024 yılında yaklaşık 6,3 milyar avroluk ithalat gerçekleştirdiği ve Türkiye’nin ülkenin en fazla ithalat yaptığı birinci ülke olduğu belirtiliyor.
Bu tablo, Türkiye’nin Kosova ekonomisindeki ağırlığını da ortaya koyuyor.
Türkiye’nin Kosova’ya yönelik savunma ihracatı da Belgrad’ın tepkisini çekiyor. Aralık 2025’te Kosova’ya silah satışı yapılmasının ardından Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, ABD ile birlikte Türkiye’yi de Kosova’daki Arnavutları silahlandırmakla suçladı. Vučić, “Amerikalılar Kosova’daki Arnavutları silahlandırıyor, Türkiye de aynısını yapıyor. Amaç Sırbistan’a ve Sırp halkına saldırıdır” ifadelerini kullandı.
TURİZMDE DE GÜÇLÜ BAĞ
Kosova, Türkiye açısından turizm alanında da önemli bir destinasyon konumunda. 2024 yılının Ocak-Eylül döneminde Kosova’ya yaklaşık 7 milyon turist gelirken, bunların yaklaşık 400 bini Türklerden oluştu. Ticaret, turizm, tarihsel bağlar ve Kosova’daki Türk toplumu birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin bölgeyle kurduğu ilişkinin yalnızca siyasi boyutla sınırlı olmadığı görülüyor.
İbar Nehri üzerindeki köprü tartışması ise bu nedenle yalnızca bir ulaşım projesi meselesi olmaktan çıkıyor. Köprü, Kosova’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki etnik ayrışmanın, Belgrad-Priştine diyaloğunun ve bölgedeki uluslararası güç dengelerinin en görünür sembollerinden biri olarak öne çıkıyor.
Tüm bu gelişmeler, Kosova’daki güçlü ekonomik ve kültürel Türk varlığının yanı sıra Sırbistan ile bölgesel ilişkilerdeki gerilimin nedenini de ortaya koyuyor.
Zeynep Çakır
Odatv.com






