Anasayfa / Günün Haberleri / Un ve makarna için uyarı yapıldı! Dünya büyük bir tahıl krizi yaşayabilir

Un ve makarna için uyarı yapıldı! Dünya büyük bir tahıl krizi yaşayabilir


Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar, küresel tahıl ticaretini tehdit etmeye başladı. Rusya ve Ukrayna’dan yapılan sevkiyatların aksaması halinde dünya genelinde tahıl fiyatlarının hızla artabileceği belirtilirken, Türkiye’nin un ve makarna ihracatının da ağır darbe alabileceği uyarısı yapıldı. Sektör temsilcileri, yeni bir küresel gıda krizinin önlenmesi için güvenli tahıl koridorunun yeniden kurulmasını istiyor. “Olmayan şeyin değeri artar. Bu bir arz-talep mesele­sidir. Ürün pazara inemedikçe küresel gıda fiyatları fırlayacak­tır” ifadeleri ile de global ölçekte bir gıda krizinin kapısının aralanabileceği anlatıldı.

Karadeniz’de savaş nedeniyle artan güvenlik riskleri gemi trafiğini durma noktasına getirdi. Bölgedeki saldırılarda can kayıpları yaşanırken ticari gemilerin Karadeniz’e girişi de giderek zorlaşıyor.

DEİK/Türkiye-Ukrayna İş Konseyi Başkanı İsmail Ziya Uzel, yaşanan krizin küresel tahıl piyasasında büyük bir arz sorununa dönüşebileceğini söyledi.

DÜNYA TAHILININ ÜÇTE BİRİ 2 ÜLKEDEN

Uzel, Rusya ve Ukrayna’nın dünya tahıl üretimindeki toplam payının yüzde 32 olduğunu belirtti. Ukrayna’nın küresel üretimde yaklaşık yüzde 14, Rusya’nın ise yüzde 18 paya sahip olduğunu kaydetti.

İki ülkeden yalnızca buğday değil; mısır, arpa, ayçiçeği ve soya gibi stratejik tarım ürünlerinin de dünya pazarlarına gönderildiğine dikkat çekildi.

Bu büyüklükteki yükün kara veya demiryoluyla taşınmasının mümkün olmadığını belirten Uzel, Karadeniz’deki gemi trafiğinin durmasının dünya piyasalarında ciddi bir arz açığı yaratabileceğini ifade etti.

“KÜRESEL GIDA FİYATLARI FIRLAYACAKTIR”

Krizin uzaması halinde enerji piyasasında görülen fiyat şokunun tahılda da yaşanabileceğini söyleyen Uzel, “Olmayan şeyin değeri artar. Bu bir arz-talep mesele­sidir. Ürün pazara inemedikçe küresel gıda fiyatları fırlayacak­tır” ifadelerini kullandı.

YENİ KORİDOR ÇAĞRISI

Sektör temsilcileri, 2022’de Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in girişimleriyle oluşturulan tahıl koridoruna benzer yeni bir sistem kurulmasını istiyor.

Uzel, ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayacak bir mekanizma oluşturulabileceğini, askeri unsurlar yerine tarafların kabul edeceği denizcilik uzmanlarının gemileri denetleyebileceğini belirtti.

Türkiye ve uluslararası kuruluşların diplomatik girişimlerinin bu noktada kritik olduğunu vurguladı.

TÜRKİYE’DE RİSK ALTINDA

Karadeniz’deki krizin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından birinin un ve makarna sektöründe yaşanabileceğine dikkat çekildi.

Türkiye, un ve makarna ihracatında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunuyor. İhracatçıların rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilmesinde Rusya ve Ukrayna’dan alınan tahıl önemli rol oynuyor.

Türkiye’nin yüksek proteinli buğday üretiminde güçlü olduğunu belirten Uzel, özellikle Afrika ve Uzak Doğu pazarlarına rekabetçi fiyatlarla ürün satabilmek için daha düşük maliyetli Rus ve Ukrayna buğdayının da kullanıldığını söyledi.

Farklı kalitedeki buğdayların harmanlanmasıyla hem istenen ürün kalitesinin hem de uygun maliyetin sağlandığını anlatan Uzel, “Eğer bu hammad­de akışı durursa, dünya lideri ol­duğumuz un ve makarna ihraca­tımız çok ağır darbe alacaktır” dedi.

TIR İLE MÜMKÜN DEĞİLMİŞ

Gemi trafiğinin neredeyse tamamen durması nedeniyle ihracatçıların bazı yüklerde karayoluna yöneldiğini belirten Uzel, bunun büyük ölçekli tahıl ticaretinde çözüm olamayacağını söyledi.

Dünya’dan Aysel Yücel’in haberine göre; Uzel, “Dünyanın üçte bir ihti­yacını gören bu iki ülkenin yü­künü karayoluyla veya başka enstrümanlarla dışarı çıkarma­nın imkânı yok.

Uzak Doğu’ya dahi buradan 30 ile 60 bin ton­luk partilerle gemiler gidiyor. Bunların TIR’lara aktarılması hem ayrı bir maliyet hem de fi­ilen mümkün değil” dedi.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Başaran Bayrak da Türk ihracatçıların geçici olarak Romanya üzerinden karayolu ve demiryolu güzergâhlarını kullandığını söyledi.

Ancak bu yöntemlerin denizyolu taşımacılığının kapasitesini karşılayamayacağını belirten Bayrak, “Karayolu ge­çici bir çözümdür, sürdürülebi­lir değildir. Hiçbir taşıma modu denizin sunduğu devasa kapasi­tenin alternatifi olamaz” değerlendirmesinde bulundu.

YENİ HASAT DÖNEMİNDE RİSK

Sektörün bir diğer endişesi ise yaklaşan hasat dönemi. Eylül ayından itibaren Rusya ve Ukrayna bölgesindeki tahıl arzının yeniden yükselmesi bekleniyor.

Güvenli gemi trafiği sağlanamazsa ürünlerin limanlarda ve alternatif ulaşım güzergâhlarında birikmesinden endişe ediliyor.

Özellikle Kuzey Afrika ülkelerinin Karadeniz tahılına yüksek oranda bağımlı olduğu belirtiliyor. Kanada ve Avustralya gibi daha uzak ülkelerden yapılacak ithalat ise navlun maliyetlerini artıracak.

Bu durumun özellikle düşük gelirli ülkelerin gıda ithalatı maliyetlerini yükseltmesinden ve küresel gıda enflasyonunu tetiklemesinden endişe ediliyor.

Daha uzun deniz rotalarının kullanılması da yakıt, sigorta ve navlun giderlerini artıracak.

GEMİLER KARADENİZ’E GİRMEK İSTEMİYOR

Türkiye’nin dış ticaret ve lojistik şirketlerinden Asset GLI’nin Denizyolu ve Hava Kargo Müdürü Burak Kerimoğlu, artan güvenlik risklerinin denizyolu taşımacılığını ciddi biçimde baskıladığını söyledi.

Kerimoğlu, “Özellikle ticari gemilerin de doğrudan risk altında kalmasıyla armatörlerin bölgeye yaklaşımı çok daha temkinli hale geldi. Bugün mesele yalnızca geminin limana girip girememesi değil; savaş riski sigortaları, ek navlun maliyetleri, servislerin askıya alınması ve yük kabulündeki kısıtlamalar ticaretin tamamını etkiliyor. Bu nedenle bazı yüklerin liman ve depolarda beklemesi, sevkiyatların ertelenmesi veya alternatif kara, demiryolu ve farklı liman bağlantılarına yönelmesi söz konusu. Türkiye açısından baktığımızda ise Karadeniz ticaretinin kesintisiz devam etmesi son derece önemli. Mevcut gerilim devam ederse özellikle Türkiye–Rusya ve Türkiye–Ukrayna ticaretinde lojistik maliyetlerin yükseldiği, transit sürelerin uzadığı ve alternatif güzergâhlara talebin arttığı bir dönem görebiliriz. Önümüzdeki birkaç hafta denizyolu taşımacılığının seyri açısından kritik olacak.” dedi.

30 MİLYON TON PAZARA ULAŞMAYABİLİR

Karadeniz’deki saldırıların tahıl ticaretine etkisi uluslararası kuruluşların da gündeminde.

Odesa ve çevresindeki limanlara yönelik saldırıların Ukrayna’nın tarım ihracatını ve küresel emtia ticaretini tehdit ettiği belirtiliyor.

Kara, demiryolu ve Tuna Nehri üzerinden oluşturulan alternatif güzergâhların denizyolunun taşıdığı yük miktarını karşılaması beklenmiyor.

Ukraynalı yetkililer, yaklaşık 30 milyon ton tahıl ve yağlı tohumun uluslararası pazarlara ulaştırılamaması riski bulunduğunu bildiriyor.

Sektör temsilcileri, eylülde başlayacak yeni hasat dönemi öncesinde Türkiye’nin öncülüğünde taraf ülkelerin ve uluslararası kuruluşların yeniden masaya oturmasını istiyor.

Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği de daha önce kamu otoritelerine güvenli deniz koridorlarının oluşturulması çağrısında bulunmuştu.

TÜRK ARMATÖRLER BÜYÜK KAYIP YAŞIYOR

Karadeniz’deki kriz yalnızca tahıl ticaretini etkilemiyor. Bölgede önemli paya sahip Türk koster armatörleri de ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya.

Birçok şirket Karadeniz seferlerini durdururken bazı gemiler tersanelere çekildi, bazıları ise Akdeniz rotalarına yöneldi.

Karadeniz’den çıkan gemilerin Akdeniz’e yönelmesi bölgede gemi arzını artırdı. Artan rekabet nedeniyle navlun fiyatlarının gerilediği belirtiliyor.

Bayrak, “Karadeniz kapatılınca gemiler Akdeniz destinasyonuna yığıldı.

Bu durum aşırı rekabete ve navlunların dip yapmasına neden oldu. Armatörümüz çok zor durumda, sektördeki tüm dengeler altüst oldu” dedi.

357 BİNİN 200 BİNİ SİGORTA

Savaş riski sigortaları da taşıma maliyetlerinde önemli bir yük oluşturmaya başladı.

Navis Danışmanlık Koordinatörü Engin Koçak, bölgede çalışan yaklaşık 10 yaşındaki 6 bin 500 DWT kapasiteli bir kosterin değerinin 3,5-4 milyon dolar civarında olduğunu, buna karşılık sigorta primlerinin 200 bin dolara kadar çıktığını söyledi.

Koçak, “Yaklaşık 357 bin dolar navlun geliri elde edilen bir seferde bunun 200 bin dolarının yalnızca sigorta maliyetine ayrılması, güvenlik krizinin taşıma ekonomisini ne ölçüde bozduğunu ortaya koyuyor. Karadeniz’de navlunlar artsa da savaş primleri de artınca gelirler çok ufak artışlar kaydetti. Savaş primi ödemeden riski alan armatörler ise bu navlunları kazanç olarak kaydetmeye devam ediyor” dedi.

ÜÇ KATINA ÇIKTI

Konteyner taşımacılığında da benzer bir tablo ortaya çıktı.

Gümrük Müşaviri Cem Sinan Güzel’in verdiği bilgiye göre Novorossiysk ve Karadeniz üzerinden geçen yüklerde TEU başına 500 ile 1.000 dolar arasında savaş riski primi uygulanmaya başladı.

Güzel, “Normal navlun bedellerinin 250-400 dolar seviyesinde olduğu bazı hatlarda savaş riski ek ücretinin navlunun kendisini iki-üç kat aşması, Karadeniz ticaretinin sürdürülebilirliğini daha da zorlaştırıyor” bilgilerini aktardı.

Sektör temsilcileri, gemi trafiğinin yeniden güvenli hale getirilememesi durumunda yalnızca bölge ülkelerinin değil, Karadeniz tahılına bağımlı çok sayıda ülkenin etkilenebileceği uyarısında bulunuyor. Yeni bir küresel gıda krizinin önlenmesi için güvenli tahıl koridorunun yeniden oluşturulması gerektiği vurgulanıyor.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir